ISSN 2149-0287
Boğaziçi Tıp Dergisi - Bosphorus Med J: 13 (1)
Cilt: 13  Sayı: 1 - 2026
1. 
Tam Sayı
Full Issue

Sayfalar I - X

ORIJINAL ARAŞTIRMA
2. 
Miyofasiyal Ağrı Sendromunda 25-OH Vitamin D Seviyelerinin Kavrama Gücüne Etkisi
The Effect of 25-OH Vitamin D Levels on Grip Strength in Myofascial Pain Syndrome
Yunus Emre Doğan, Gülcan Öztürk
doi: 10.14744/bmj.2026.63644  Sayfalar 1 - 7
GİRİŞ ve AMAÇ: Vitamin D, reseptör bağımlı yolaklar aracılığıyla iskelet kaslarında önemli bir düzenleyici rol oynar ve eksikliği çeşitli kronik ağrı bozukluklarıyla ilişkilendirilmiştir. El kavrama gücü, genellikle genel kas performansının bir göster-gesi olarak kullanılır, ancak miyofasiyal ağrı sendromu (MPS) tanısı konmuş bireylerde dolaşımdaki 25-hidroksivitamin D (25(OH)D) ile kas gücü arasındaki bağlantı henüz net olarak belirlenmemiştir. Bu çalışma, serum 25(OH)D konsantrasyonlarının MPS hastalarında el kavrama gücü ile ilişkili olup olmadığını araştırmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu kesitsel analiz, Travell ve Simons'a göre MPS tanı kriterlerini karşılayan ve önceki altı ay içinde elde edilen serum 25(OH)D değerleri belgelenmiş 39 kişiyi içermektedir. Katılımcılar, vitamin D durumuna göre iki gruba ayrılmıştır: <20 ng/mL (Grup 1, n=23) ve ≥20 ng/mL (Grup 2, n=16). Demografik özellikler, semptomların süresi, vücut kitle indeksi, mesleki durum, tetik noktalarının sayısı, görsel analog skala (VAS) ağrı skorları ve her iki elin kavrama gücü değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Kohortun ortalama 25(OH)D seviyesi 18,67±10,99 ng/mL idi. Dominant el ve non-dominant el kavrama gücü sırasıyla ortalama 21±9,98 kg ve 17,33±9,31 kg idi. İki vitamin D grubu arasında klinik parametreler, tetik nokta sayısı, VAS skorları veya kavrama gücü açısından anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). BMI, VAS skoru ve vitamin D konsantrasyonları kavrama gücü ile ilişkili bulunmazken, kavrama gücü ile tetik nokta sayısı arasında ters bir korelasyon gözlendi (p<0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Serum 25(OH)D konsantrasyonlarının, miyofasiyal ağrı sendromu olan bireylerde el kavrama gücünü etkilediği görülmemiştir. Vitamin D takviyesinin bu hasta popülasyonunda kas fonksiyonunu veya klinik sonuçları iyileştirmede bir rolü olup olmadığını açıklığa kavuşturmak için daha geniş ölçekli, prospektif ve müdahaleli araştırmalar gereklidir.

3. 
Endometrial Örnekleme Yapılan Meme Kanseri Tanılı Hastaların Klinik ve Histopatolojik Sonuçlarının Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi
Clinical and Histopathological Findings in Breast Cancer Patients Undergoing Endometrial Sampling: A Retrospective Study
Süheyl Korhan, Mehmet Anıl Onan, Azize Cemre Öztürk, Mustafa Karadeniz
doi: 10.14744/bmj.2026.82612  Sayfalar 8 - 13
GİRİŞ ve AMAÇ: Endometrial örnekleme yapılan meme kanseri tanılı hastaların klinik ve histopatolojik sonuçlarını değerlendirmek ve endokrin tedavi türü ile endometrial patoloji arasındaki ilişkiyi incelemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu retrospektif çalışmaya, 2010–2021 yılları arasında endometrial örnekleme uygulanan 48 meme kanseri hastası dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, menopozal durumları, klinik semptomları ve endokrin tedavi türü/süresi kaydedildi. Histopatolojik bulgular normal, benign, premalign ve malign olarak sınıflandırıldı. İstatistiksel analizler SPSS 22.0 kullanılarak yapıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi.
BULGULAR: Hastaların ortalama yaşı 55±8,16 yıl olup, %50’si postmenopozal dönemdeydi. Hastaların %75’i tamoksifen, %8,3’ü aromataz inhibitörü kullanmaktaydı. Endometrial biyopsi için en sık endikasyon anormal uterin kanamaydı (%85,4). En sık saptanan patoloji benign polipler (%39,6) olup, endometrial hiperplazi (%6,3) ve karsinom (%4,2) daha nadir görüldü. Endokrin tedavi türü ile anormal endometrial patoloji arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: BEndometrial örnekleme yapılan meme kanseri hastalarında en sık benign polipler izlenirken, premalign ve malign patolojiler nadirdir. Endokrin tedavi türü ve süresinin endometrial patoloji riskini anlamlı olarak artırmadığı görülmüştür. İnvaziv değerlendirme, semptom varlığında planlanmalıdır.

4. 
Babygram Üzerine Küresel Eğilimler ve Araştırma Örüntüleri: Bibliyometrik Bir Analiz
Global Trends and Research Patterns on Babygram: A Bibliometric Analysis
Serdar Özdemir, Kâmil Kokulu
doi: 10.14744/bmj.2025.97720  Sayfalar 14 - 22
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, 1980–2025 yılları arasında pediatrik popülasyonlarda Babygram, iskelet taraması ve tüm vücut radyografisi ile ilgili küresel araştırma alanını kapsamlı bir bibliyometrik bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçladı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bibliyometrik analiz, Web of Science Core Collection veritabanı kullanılarak gerçekleştirildi. Arama stratejisi, Konu (TS) alanında (babygram OR “skeletal survey” OR “whole-body radiography” OR “bone survey”) ve Özet alanında (child* OR neonat* OR infant* OR bab* OR newborn*) terimlerini içeriyordu. Arama, 1 Ocak 1980’den 30 Ekim 2025’e kadar yayımlanan çalışmalarla sınırlandırıldı. Makaleler ve derleme makaleler dahil edilirken, toplantı özetleri, mektuplar ve diğer belge türleri hariç tutuldu. Veriler, yayın trendleri, dil dağılımı ve belge türleri gibi tanımlayıcı bibliyometrik göstergeler kullanılarak analiz edildi. Anahtar kelime eşzamanlılık ve tematik küme analizleri VOSviewer ile gerçekleştirildi ve araştırma odaklarındaki zamansal değişimler değerlendirildi. Ayrıca, yayınlar görüntüleme modalitelerine göre sınıflandırıldı (radyografi, ultrason, MR) ve her dönem için toplam yayın sayısı baz alınarak trendler hesaplandı.
BULGULAR: Toplam 424 yayın belirlendi; bunların 380’i (%89,6) özgün makale, 37’si (%8,7) derleme makalesiydi. Kalan 5 yayın (%1,2) erken erişim makalesiydi. Çoğu yayın İngilizce yazılmıştı (n=407, %95,99), bunu Almanca (n=8, %1,88), Fransızca (n=4, %0,94), Türkçe (n=2, %0,47), İspanyolca (n=2, %0,47) ve Çekçe (n=1, %0,24) izledi. Yayın sayısı, 2010 sonrası dönemde istikrarlı bir artış gösterdi ve pediatrik travma ve adli uygulamalar için radyografik görüntülemeye artan ilgiyi yansıttı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu bibliyometrik analiz, son 25 yılda Babygram ile ilgili araştırmaların ilk kapsamlı haritalamasını sunmaktadır. Bulgular, rutin görüntülemeden gereksinime dayalı görüntülemeye doğru kademeli bir kayışı ve artan şekilde ultrason ve MR gibi radyasyonsuz alternatiflerin kullanımını göstermektedir. Bu bulgular, radyasyon güvenliği, tanısal optimizasyon ve kanıta dayalı pediatrik görüntüleme rehberlerinin geliştirilmesi gibi araştırma önceliklerinin evrimini vurgulamaktadır.

EDITÖRE MEKTUP
5. 
Organ Tahsis Sistemlerinde Yapay Zekâ Uygulamaları: Bilimsel Kanıtlar Işığında Etik ve Yapısal Bir Gereklilik
Artificial Intelligence Applications in Organ Allocation Systems: An Ethical and Structural Necessity in Light of Scientific Evidence
Yasin Uzuntarla
doi: 10.14744/bmj.2025.91819  Sayfalar 23 - 24
Makale Özeti |Tam Metin PDF

6. 
Hastaneler Neden Bombalanıyor?
Why are Hospitals Bombed?
Abuzer Özkan
doi: 10.14744/bmj.2026.95914  Sayfalar 25 - 26
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale